Zihinsel Pazarlama araştırmalarının ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri, mantıklı kararlardan çok duygularımızla (sürüngen beyin ve limbik sistem) hareket ettiğimizdir.
Soru sorulduğunda, veya kendimize anlamaya çalıştığımızda ise bilinçli beynimiz bize kendimizi iyi hissedecek bahaneler bulup, davranışlarımızın avukatlığı yapacaktır.
Ne de olsa biz zihin olduğumuza, zihnin de mantıklı karar verdiğine inanmışızdır.
Çoğunlukla durum böyledir.
Bir diğer zaafı da zihnimizin hep hayal ettiğimiz kahramanlar, fikirler, liderler bulup bunlara tapmaktır. Bu tip bir durum da Steve Jobs için geçerlidir. Nihayetinde insanlarda bağımlılık ve statü ihtiyaçlarını, ‘teknoloji ve yaşam tarzı” olarak satan bir firmanın kurucusudur. Bugün bir çok kişi bu cihazların bağımlısı durumuna gelmiştir.
Gerçi konumuz bu değil; Jobs’ın hayat hiyakesinde asıl çarpıcı olan kısım Pixar firmasının hikayesidir.
Apple firmasında kovulmuş, sonra kurduğu firma NeXT’in finansal sorunları olduğu bir anda Pixar’ın sahibi Steve Jobs’ın son umudu Toy Story filmidir. Filmin en az 100 milyon dolar ciro yaparsa, Pixar ayakta kalacaktır…
“…filmin neredeyse bitmek üzere olan hali rastgele seçilmiş bir kitleye izletildi ve seyircinin tepkisi nerdeyse küçük bir panik başlattı. Belki de Olvizt (filmin fiyasko olduğunu düşünen bir yetkili) sonuçta haklıydı.”
[Steve Jobs – J.S.Young / W.L. Simon kitabından]
Sony’in Walkman için, Absolute Vodka’nın Amerika’daki geleneksel araştırmaları gözardı ettikleri gibi Steve Jobs ve bazı Disney çalışanları araştırmayı ciddiye almazlar ve onların sayesinde film lanse edilir.
Sonuç: 350 milyon dolar hasılat ve 100 milyon dolar DVD satış ve kiralamasından gelir elde edilir.
Diğer Pixar filmleri de başarıdan başarıya koşar.
Pixar’ın sırrı nedir?
Ciddi bir prodüksiyonda ilk defa oyuncaklara hayat verip onların duyguları üzerinde durulmuştur.
İnsan beyninin, yüz tanıma yeteneği, canlı renklere, iri gözlere karşı ilgisi (nörobilim tarafında ispatlanmıştır), duygulara karşı hareket çeken ayna nöronları hesaba katarsak klasik araştırmalarda umutsuz gibi gözüken Oyuncak Hikayesi’nin ardında bir Zihinsel Pazarlamacı olduğu ileri sürmek yerinde olur.
Diğer Pixar filmlerine de bakarsanız benzer durumları görebilirsiniz.
Bugün artık bir çok marka maskotlarına can katarak, marka iletişimi gerçekleştirmeye çalışıyor.
Özellikle Çelik karakteri adeta halkın arasında bir karakter olarak Kültür Kodu’nu da çözmüş gibi gözüküyor.
Worldcard’ın vada’ları sevimli ve sempatik olmalarına rağmen, tek renkle “kontrast” yaratmayan, küçük gözleri ve bazı reklam filmlerinde korkutucu ses ve hareketleri ile üzerinde çalışılması gereken bir karakter.
Diğerlerine ne diyorsunuz?




“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”