NEUROMARKETING

Yorum Yok
4 Aralık 2012
Kategori Pazarlama
Paylaş

felix

Hepsimiz Felix Baumgartner adını, o müthiş atlamasıyla öğrendik.

Kendisi 39,000 metre yükseklikten, yani uzaydan serbest atlayış yaparak rekor kırdı. Video seyretmediyseniz, sınırları zorlayan bu sıra dışı insanı seyretmenizi şiddetle öneririm…

Sizde kendinizi atlar gibi hissettiniz mi?

Nörologlar, bu davranış biçimini beyinde neye bağlıyorlar?

İnsanların sosyal bir varlık olabilmelerinde ki en önemli faktörlerden biri olan empati kurmayı sağlayan “ayna nöronlar”dır.

Bu keşfi yapan araştırmacı Rizzolatti ayna nöronların beynin iki bölgesinde olduğu kanıtlamış.

Empati kuracağımız şey bir kişi olmak zorunda değil, bu bir poster veya cansız bir manken de olabilir. Çok havalı giydirilmiş bir mankeni vitrinde gören bir bayanın beyni, “Bak bunları giyersen, sen de böyle havalı, böyle ince gözükeceksin.” olacaktır. Aslında satın aldığı bir kıyafet değil; ince olma durumu ve imajdır…

Markalar için görev o ilk yaygınlığı sağlamaktır.

Bu ana gelebilmek için ürünün bize vereceği dokunulamaz faydaları hissetmesi gerekiyor. Felix’in videosunu seyredenlerin büyük bir kısmı büyük bir heyecan duymuştur.

gol kacınca

Ben sanki oradaymışım gibi ayaklarımı zemine sağlam basma ihtiyacı hissettim. Buna benzer şekilde, maçı seyredenler, İngiliz futbolcu Michael Owen basit bir vuruşu yapamayıp golü kaçırınca, hep beraber aynı hareketle üzüntü ve şaşkınlıklarını ifade ederler.

Bebeklere gülümserseniz o da size gülecek, dilinizi çıkartırsanız büyük bir ihtimal size aynalık yapacaktır. Devamlı esnerseniz bir süre sonra herkes sizinle beraber esnemeye başlar.

Yürüyen merdivenlerden aşağı doğru düşen bir bebeği görünce herkes, özellikle de bayanlar bir çığlık atar ve bebeğe bir şey olmadığını anlasalar bile kendilerine gelemezler.

Kırık tuğla veya tırnaklarınızla kara tahtaya sürtün ve sesini hayal edin, veya ekşi limon ısırdığınızı düşünün… Bu yaziyı okurken bile içiniz bir tuhaf olmuş olabilir. Dolayısıyla etki sadece görsel veya sesli değil, okurken de mümkün.

Buna basitçe empati, toplum psikolojisi veya birbirimizi taklit etme içgüdüsü diyebilirsiniz.

Bu etkiye ismini veren Giacomo Rizzolatti “Ayna Nöron Etkisini” bir deneyinde keşfediyor. Maymunlarla başlatılan deneyler, insanlarda devam ettiriliyor. Bu deneylerde sosyal bir hayvan olan maymunlardaki taklit ve empati bulgularını beyinlerinde buna sebep verecek bölgeleri bulan Rizzolatti, insanlarda daha yoğun olan bu bölgeleri tespit etmeyi başarıyor.

Özetle, Ayna Nöronlar biz farkında olmadan başkalarını taklit etmemizi, empati kurmamızı ve başkalarının yaptığı eylemleri sanki kendimiz yapıyormuş gibi bir tepki göstermemizi sağlarlar.

alisveris

Peki, Ayna Nöron Alışverişte Davranışlarımızı etkiliyor mu?

Tahmin edebileceğiniz gibi cevap: Evet!

Ayna nöronlar bilinçsiz de olsa başkaları ne yaparsa, bize aynısı yapma konusunda bizi tetiklerler.

İlk defa piyasaya çıktığında yadırganan bazı ürünler, daha sonra herkeste görülmeye başladıktan sonra satışlar artacak, ürüne ve hizmete daha sıcak bakılacaktır.

Crocs terlikler gibi…

Yaygınlık, deneyim aktiviteleri ile kazandırılabilir. Bir yetişkinin spor bir arabanın koltuğuna oturtturulması, bir ev sinema sisteminin karşısına yerleştirilmesi, bir oyun simülatörünün başına geçirilmesi ile Ayna Nöronların devreye girmesi kaçınılmaz.

Uzmanlara göre satın alma kararını yaklaşık 2,5 saniyede veriyoruz.

ayna norön

Ayna nöronla ortak çalışan bir hormon var; adı dopamin… Bize kısa süreli de olsa mutluluk hissi veren hormon. Empati ve mutluluk hissi beraber mantıksal beynimiz yenik düşer ve gerekli olmadığımızı düşündüğümüz bir ürün için hemen kredi kartını çıkartırız.

Beynin mantık kısmının, duygusal beyne göre çok daha sonra evrimleştiğini hatırlarsak, ayna nöron ve dopaminin etkisinde olan orta ve eski beynimiz duygusal davranacaktır.

Statü göstergesi olan lüks ürünler, beyinde testesteron oranını artırarır, ve bu kişinin cinsel hissederini uyarır… Böylece, zihin  ‘yeniden üreme şansımızı‘ artırdığını düşünecektir.
Bu çok doğaldır; eski beynin en temel görevi insan ırkını korumak ve devamlılığını sağlamak, dolayısıyla üremektir…

Sosyal Statü sahibi birisi, bilincaltindan sırf daha kolay üreyebileceğini düşündüğü için lüks ürünleri almaya daha yatkın olacaktır!..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hakkında

“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı...

Devamı...

NeuroMarketing Business Association Resmi İş Ortağı

neuromarketing business association

Takip Et

Popüler Yazılar

  • Zihnimizde Kaç Kişi Var?

      Şu ana kadar beyni üç ana kısımda inceledik; eski beyin (sürüngen), orta beyin (memeli) ve yeni beyin (mantık)… Eski beyin, sürüngen beynimiz ve en ilkel olmasına rağmen büyük patron olan ve kendini guvende hissetmediği zaman kontrolü başka kimseyen bırakmayan kısım. Orta beyin ise duygusal olan memeliler ile benzeşen kısım. Yeni beyin ise özellikle hiç bir canlıda bu kadar gelişmemiş... Devamı »

  • İlk Müşteriniz Çalışanınız

    Ürününüz ne olursa olsun, son kullanıcıya ulaşana kadar bir çok çalışanız ve sizin için satış yapan bir firmanın elinden geçer ürün. Tüm bu yolculuk boyunca emek sarf eden insanların sizin ürününüzü satmaları için iyi bir neden’leri olması gerekir. Sadece para kısa dönemli ve kalıcı olmayan bir faktördür. Daha iyi bir maaş, daha ucuz bir ürün her şeyi bir anda alt... Devamı »

  • Kabile Çağı Geri Geldi

    İnsan zihni, acıdan kaçınırken, ödülleri maksimize etmek ister. Bu, hayatta kalmak için gereklidir. İnsanlık tarihine baktığımızda kıtlık ön plandadır. Tehlike çoktur ve kaynak genellikle azdır veya fazlaca çaba ister. İnsan avlanmak zorundadır. Avlanırken ve korunurken kabile halinde yaşamak genlerine işlemiştir. Tarım hayatına geçerek yerleşmeye ve çoğalmaya başlayan insanlar için ilk büyük devrim, seri imalat devrimidir. Kıtlığa karşı, ilk defa seri... Devamı »

  • Bilinçaltı ve Müşteriyi Okumak

    Zihinsel Pazarlamanın işi beyinle, dolayısıyla zihinle… Zihni ise bilinçli ve bilinçsiz, daha doğrusu bilinç ve bilinçaltı oluşturuyor. Bilinçaltı ismi ile Google ‘görsel’ olarak araştırdığınızda karşınıza ürpertici görseller çıkabiliyor. Bunun en temel sebebi anlamadığımız, elde tutamadığımız kavramlardan genellikle korkuyor olmamız. Psikolog Scott Peck’in tabiri ile zihnimizi toplam bir daire oluşturursa, bilinçaltı bu dairenin %95 veya biraz daha fazlasını temsil etmektedir. Eğer... Devamı »

  • Dikkat Dağınıklığı ve Dürtüler mi? Prefrontal Korteks!

    Zihnimiz… Biz mi onu kullanıyoruz, o mu bizi? Amacı bizi hayatta tutmak, bu sebeple asgari düzeyde enerj harcayarak bizi hayatta tutacak ve türümüzü devam ettirecek kararlarımızı otomatik olarak bilinçaltından veriyor… Biz farkında değilsek onun kararları doğrultusunda yaşıyoruz hayatımızı. Özgür iradenin olmadığını sorgulayan birçok kişinin düştüğü tuzak zihnin gözlemleyebildiğimizin farkında olmamak. Gözlemleyebiliyoruz, gözlemliyorsak ondan farklı bir şeyizdir. Onun davranışlarını izler ve... Devamı »