Gelecekteki seçimlerimiz davranışlarımızın ‘tahmin edilemez‘ sonuçları mı?
Bu sorunun cevabını seçimler öncesi anket yapanlardan daha iyi kimse bilemez. Seçimden bir gün önceki anket sonuçlarından çok farklı sonuçlar çıkabiliyor gerçek seçmenlerden… Hatta oylamadan sonra bile yapılan anketler gerçek sonuçlarla tutmayabiliyor.
Bu aynı zamanda,
‘Gerçek tercihimiz’ ile toplumsal olarak doğru kararı veren biri gibi gözükmek arasındaki farkı saklamak ile bağdaşıyor.
A partisine oy verip, çıktıktan sonra başka bir partiye oy verdiğinizi söyleyebiliyorsunuz.
Bazıları ise A partisine oy vermeyi planlarken, sandık başında B partisine oy verebiliyor.
Amerika seçimlerinde yapılan araştırmalarda ‘Siyahi Adaylar’ meydanlarda seçim sonuçlarına göre daha başarılılar. Sandık başında ise durum değişiyor.
Washington Üniversitesinde bir grup profesörün yaptığı araştırmada seçmenlerin beyanlarını geçip zihinlerine ulaşmaya çalışıyorlar. Obama ve Hillary arasındaki çekişmede anketler Obama’ın oylarını fazla (%42), Hillary’inkileri (%34) ise az gösteriyor. Daha sonra seçmenler Kapalı İlişkilendirme Testine tabi tutuluyorlar. Bu testte kelime ve görsel imajlara çok hızlı cevap verilmesi gerekiyor.
Washington Üniversitesinde psikoloji profesörü Anthony Greenwald tarafından tasarlanan bu test bilincaltinda yatan önyargılarımızı ölçmek konusunda kanıtlanmış bir başarısı var. Başarısı, henüz bilinç karar vermeden hızlı cevap verdirmesi…

…bilincaltinı temsil eden fil…
Hillary, bu şekildeki araştırmada %48’e %25 önde çıkıyor. Gerçek sonuçlar, bu şekilde de değil… Bilinçaltından Hilary’e oy verecek bir kişi bilinçüstünde düşünerek fikrini değiştirebiliyor. Oy verme sonuç olarak üzerinde düşünerek (!) verilecek bilinçli bir karar. ‘Bilinçli’ oy verenler bilincaltindaki önyargılarını uymadan karar verebiliyorlar. Burada belirtmek gerekiyor ki doğru veya yanlış yok ortada. Kararın nasıl verildiği var.
Ancak ne olursa olsun, adaylar, bilincalti seviyesinde oyverenleri fethetmek üzerinde çalışmalı. Duygusal (olumlu veya olumsuz) açıdan seçilen adayların her zaman mantık karşısında şansları daha fazla. Özellikle kullanılan ‘korku’ ve ‘inançlar’, bu durum için çarpıcı örnekler.

Obama durumunda ise gerçek sonuçlar bilincalti ve bilinçli testlerin ortalaması gibi çıkar: Obama ‘çok ufak bir farkla’ yarışı kazanır.
Bir de üzerinde çok fazla düşünmeden verdiğimiz kararları düşünün.
Bu durumda bilincalti çok daha fazla devrede olacaktır.
Bilinçaltınız ne kararlar verdiğini öğrenmek istemez misiniz?

“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”