“Nasıl biliyorsam öyle yaptım. Şimdi daha iyi biliyorum, daha iyi yapıyorum.” Maya Angelou
Yüzyıllar boyunca insanlar için “Akıl” ve daha akıllı olmak konusunda kafa patlatmış ve bir çok farklı fikir ortaya çıkmıştır. Nörobilimdeki bulgular sayesinde artık daha akıllı olmanın bir çok yol olduğu iddia ediliyor.
Neurogenesis (Hücre Doğumu) ve Neuroplasticity
Yakın zamanda beyin hücrelerinin yenilenmediği bir gerçek olarak kabul edilmesine rağmen 1970 yılında Michael Kaplan bazı hayvanlar üzerinde yaptığı deneylerde beyin hücrelerinin yenilendiğini keşfetti. Ancak ne olursa olsun, birincisi beynimizde çok fazla sayıda bağlantı noktaları olan 100 milyar civarında nöron var. Bu nöronlar “öğrenme” ile yeni nöral yollar ile değişik yollara açıklar. Nueroplasticity denilen bu durum ileriki yaşlarda da öğrenmeye çok açık ve en önemli yeni düşünce kalıplarının oluşturulabildiğini ispatlıyor.
Peki Nasıl Daha Akıllı Olacağız?
Michael Kaplan’ın yaptığı deneylerde de ortaya çıkan, insanın bulunduğu çevre ve zihin nasıl işlediği ve nasıl bir düşünce yapısı olduğu akıl seviyesini etkiliyor. Böylece eldeki mevcut nöronları en etkili bir şekilde kullanmış oluruz.
- Zihin Egzersizleri:
Beyninizi belli kategorilerde çalıştıran egzersizler beyninizi çalıştıracaktır. Bunun için en uygun sitelerden biri Lumosity.com’dur. Sizi, esneklik, problem çözme, hız, hafiza ve dikkat kategorilerinde günlük beş oyun ile çalıştırıp, perfromansınızı takip etmenizi sağlıyor. Buna nöronlar arasındaki hızı artıran Omega 3 tüketimini artırmayı da ekleyebilirsiniz.
- Beden Egzersizleri:
“Sağlam zihin, sağlam bedende bulunur” sözü geçerlidir. Beden, zihin ve kalp dengesi ancak hepsinin sağlıklı ve dengeli olması koşulu ile sağlanır. En iyi yapabileceğiniz yürüyüştür. Bedeni aşırı yoran sporlar yarardan çok zararlı olabilir. Beyin için sağlıklı bir kan ve oksijen akışı elzemdir. Sağlıklı bir kalp, nöronları güçlendirecektir.

- Meditasyon:
Meditasyon, sadece düşüncelerinizin akıp gitmesine izin vermektir. Duygu ve düşünceler zihninizin ürünleridir; kalbinizin değil. Bunları bastırmadan, cevap vermeden zihnin sakinleşmesine izin vermektir. Boşlukları hissetmek ve farketmetir. Zihni sakinleştirmenin ve geçmişten ve gelecek illüzyonundan uzak tutmak için bedeni, anı, nefesi, çevreyi algılamak, farketmek önemlidir. Beyin taramalarında beynin meditasyon sırasında ne kadar sakin olduğunu görebiliyoruz.
- Olumlu Düşünce Akışı:
Kaplan’a göre olumlu düşünceler yeni beyin hücresi üretiminde yardımcı oluyor. Bilimin ve tüm öğretilerin ortak görüşlerinden biri anda kalıp olumu düşünce yapısı oluşturmak. Bu da yargılardan, kıyaslamalardan, pişmanlık, aşırı hayalperest veya endişeli olmanın tam tersi.
Olumsuz düşünce ve duygular bedene zehir etkisi yapıyor.
Sebebini nörobilim şöyle açıklıyor; beden strese girdiğinde kortisol adında bir kimyasal salgılıyor. Bu dövüş esnasında harika, ama ofiste otururken son derece zararlı.
Kortisol yeni hücre oluşumunu engellediği gibi mevcut nöronların da bir kısmının ölümüne sebep veriyor. Bu sebeple bardağın dolu tarafını görmek, olan olayları kişisel almadan olduğu gibi bakmak sizi daha sağlıklı kılacaktır.
- Akışta Olmak:
Maya Angelou’nun sözlerine bir yere kadar katılmak mümkün. Deneyimlerimiz, başarısızlıklarımız bize bir şeyi daha iyi yapmamızı ve belki daha akıllı olmamızı sağlamakta. Ancak Einstein’in dediği gibi “keşiflerin dayanağı zeka değil, sezgi diyebileceğimiz zihnimizin susup kalbimize/ruhumuza bağlandığı an”. Tüm maddeler bir bakıma size bu bağlantıyı sağlayabilecek sağlıklı bir beden ve sakin ve yüksek kapasiteli bir zihnin vaadini veriyor.
Her zaman olduğu gibi işe ‘uygulamak’la başlamak gerekiyor. Hedefe ışınlanarak değil, küçük adımlarla varabilirsiniz!





“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”