İnsanlık adına çok faydalı olmaya çalışıyor olabilirsiniz. Her ne kadar ulvi bir eylemde de bulunsanız, yardım alabilmek için sürüngen beyne hitap etmeniz gerekir…
Zihinsel Pazarlama (Neuro Marketing) araştırmalarına göre;
Bilinçdışımız tarafından istem dışı algılanan “olumsuz” kelime ve görseller, temel görevi kendini hayatta tutmak olan beynimizin, oradan hemen uzaklaşma dürtüsüne sebep oluyor.
Eskilerde kullanılan kan bağışı isteme örneği:

Kan bağışı için yapılan bu görseldeki olumsuz hissiyatı belirlemek oldukça kolay. İkinci ilanın zihnimizde yarattığı korkuyu hissedin, bir de ilk ilanın içinizde yarattığı olumlu duyguları… Ülkemizde de artık çok daha başarılı uygulamalara rastlamak mümkün. Önemli olan, basit bir görsel ve slogan değişimi ile muazzam bir fark yaratmak. Sürüngen beyne yapılacak “Sen Dili” (‘kan aranıyor’ yerine ‘kan ver’ gibi) ile kan bağışı oranlarında belirli bir artış sağlanabilir.
Tüm bunların dışında Zihinsel Pazarlama, bize başka ne şekilde yardımcı olabilir?
Araştırmalara göre biliyoruz ki güçlü bir hikaye bizi duygusal ve yardımsever bir hale sokabiliyor. İngiltere’deki araştırmacılar insanların ölüm hakkındaki bakış açılarını incelemişler. Detaylı bir hikaye yaratıp, kişilerin kendilerini yanan bir evin içinde hissetmelerini ve ölüm hakkında düşünmelerini sağlamışlar. Diğer bir gruba ise bir hikaye yaratmadan ölümle ilgili sorular sormuşlar. Daha sonra her iki gruba da “kan bağışı” ile ilgili broşürler verilmiş. Son olarak da kan bağışı konusunda istek dereceleri ölçülmüş.
Sonucu tahmin ettiniz mi?
Yanan apartmanın içinde olduklarını hayal eden grup, diğer gruba göre daha fazla kan bağışında bulunmak istemiş.
Kar Amacı Gütmeyen Ölüm Hikayeleri mi?
Kar amacı gütmeyen pazarlamacılar için tavsiyeler:
1. Potansiyel kişilere ölüm veya acil durum ilgili hissi yumuşak bir şekilde hissetmeniz gerekiyor.
2. Bunu yapmak için kişisel bir hikaye daha etkili olacaktır.
3. Amaç olayı toplumdan yani genellemeden, sadece bir kişiye indirmek; olayı kişiselleştirmek.
Hikayeler sayesinde zihnimiz o konuya daha sıkı bağlanıyor ve dikkatimiz de kolay kolay dağılmıyor. Hikayeler neo-kortekse değil, limbik sisteme hitap ediyor ve duyguları ön plana çıkartıyor.
Buradaki asıl zorluk, bir kişiye “Hadi sana bir hikaye anlatayım” demek! Öyle bir senaryo veya mekan yaratmak gerekiyor ki, insanların aklına ölüm gelsin ama bir yandan da kar amacı gütmeyen bu eylemden çözümün bir parçası olacağını hissetsin.
Örnek mi? Gerçekte yaralanan bir grup itfaiyeci ve afet mağduru birçok kişilik bir grup size yardımcı olabilirler. Bu kişilerin anlatacakları hikayeler tarafsız ve inandırıcı olacaktır. Sonuçta bu “duygu sömürüsü” değil, diğer insanlar için yapılacak yardımın artırılmasına yönelik farkındalık artırıcı bir strateji… Asıl amaç insanlara yardım etmek, önemli olan yardımseverlerin sürüngen beyinlerini ikna etmek, onu ikna ettiğinizde onların bilinci de iyi bir eylemde bulundukları için kendilerini ödüllendirecektir.


“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”