
Yazılı metinlerde insanlara duyguyu iletmeniz çok önemli…
Bunun en etkili yollarından biri de sıfat kullanmak ve bu sıfatlar ile duygu oluşturmak. Ancak sıfatların da dozajını kaçırmamak gerekiyor!
Bunu daha iyi anlamak için Dan Zarrella’nın yaptığı araştırmaya bakalım. Bu araştırmada birçok hikaye anlatılmış ve bu hikayelerdeki sıfatların etkisi analiz edilmiş.
Birçok değişik kaynaktan alınmış bu hikayeler sosyal bir İnternet sitesinde paylaşılmış.
Fark edilmiş ki, dildeki karmaşıklık ile paylaşılma oranları birbirine ters.
Daha basit yazıların üzerinde daha çok duruluyor…
Zarrella, işin biraz daha derinine inerek, en az paylaşılan yazıların fazlasıyla sıfat kullanılanlar olduğunu keşfetmiş.
Bu uzmanlar için çok yeni bir buluş değil:
Yüklemler ve nesneler okuyucuyu hızlandırır, zarflar ve sıfatlar yavaşlatırlar.
Diğer yandan elbetteki sıfatların faydasını unutmamak gerekir; doğru yerde kullanılan sıfatlar, ürünlerin tanımlanmasında ve cazip hale getirilmesinde önemli rol oynar. Özellikle verilmek gerek ‘duygu‘ sıfatlar sayesinde verilebilir.
Ancak amacın dışında fazla kullanımlar mesajın karmaşıklık düzeyini artırıyor. Sıfatın genelleştirmekten ziyade, özelleştirmesi önemlidir; ‘en muhteşem pizza’ demek bir anlam yaratmazken, ‘sıcacık bir restoran’ demek bilinçaltında anlam kazanırken, duygusal bir bağ da oluşturabilir…

Ayrıca şunu da unutmamak gerekir, ‘kelimeler‘ her zaman ilişkilendirildiği kavram veya nesneyi kısıtlar. Ağaç kelimesinin kendisi ağaç değildir. Her kişinin zihninde başka bir ağaç tip belirirken, gerçekten anlatmak istediğiniz nesnenin çok uzağında kalabilirsiniz. Ayrıca genel bir kelime iletişimdeki kontrastı, zıtlığı da azaltacağından dolayı hatırlanma oranı azalacaktır.
İletişimin yükünü kelimelerden ziyade bizzat alıcı konumundaki kişiye hissettirmek ana amaç olmalıdır.
Abartmadan, genellemeden, lafı gereksiz yere uzatmadan duyguları ve nesneyi tanımlayacak sıfatları kullanmak sizi karanlık taraftan uzak tutacaktır.
“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”