Daha önceki yazilarda ‘Veto Hakkı’ından bahsedilmişti.
Bu bilincaltindan kontrolü ele aldığımız andır.
Peki, kontrolü ele alan kim? Bu Veto Hakkı’nı kullanan kim?
Düşündüğünün farkında olan tek canlı insan…
Bir çok nörobilimcinin bile bakış açıları bizim zihin, yani beyinle aynı şey olduğumuz…
Ancak zihni anlayan ve kontrol edebilen bir varlık daha var. Buna bilinç, ruh, enerji veya alan diye bahsedenler var.
Zihnin işleyişini anlaşıldığında, zihin sizi değil, siz zihniniz kullanmaya başlıyor; özellikle de önemli anlarda. Örnek olarak, birçok kişi arzuların peşinden giderek onlara mahkum olur. Güzel bir ev görürsünüz, onunla ilgili duyumlar ortaya çıkar, bu duyumdan sonra o eve sahip olmalıyım dendiğinde arzu devreye girer. Bu süreç gözlemlerseniz, arzunun oluştuğu anı ve zayıflayıp yok olduğunu farkedersiniz. Arzunun, işinizi tutku ile yapmaktan çok farklı olduğunu da unutmamak gerekir. Zihniniz her türlü davranışınız ve hissiniz için sizi bile kandıracak akıllı bahaneler üretmekte ustadır.
Son zamanların en popüler mesleklerinden biri haline gelen ‘Koçluk’un bir çok prsensibi de zihnin nasıl çalıştığı ile yakından ilgili… Bu konuda Nörobilimi kullanan Liderlik Koçu David Rock’ın ‘Your Brain at Work’ ve ‘Coaching with Neuroscience’ kitaplarında bunun detaylarını fazlasıyla bulabilirsiniz.
Bu kitaplarda özellikle aklinizda tutabileceğiniz SCARF modelinin Türkçesini SBOTA olarak çevirebiliriz.
Zihnimiz, korkudan kaynaklı guven arayışındadır, birçok şekilde kendini guvende hissetmek ister. Temelde korku kaynaklı olan bir çok özelliğinden özellikle ilişkilerinizde ve iş yerinizde beş ana madde üzerinde duruyor David Rock:
SBOTA
S-tatü:
Zihnimiz hep haklı olmak ve tartışmalarda üstün gelmek ister. Özellikle erkelerde testesteron salgısı artmakta ve statü sahibi olan erkeler, kendilerini daha çekici ve mutlu hissetmekte. Aynı zamanda bu guvenlik hissinide kuvvetlendirmektir.
Statü seviyesi yukarda olan bir yoneticinin varlığı bile çalışanlar için tehdit oluşturur. Bu aile için de geçerlidir. Bazen ebeveynler çok iyi niyetli bile yaklaşsalar, çocuklarından bir itiraz görebilirler.
Statü oyunu, tek bir kazananı olan bir oyundur. Bir kazanan, bir kaybeden vardır. Eğer alt statüde biri ile iletişim kurarsanız, seviye farkını azaltmak için SBOTA’nın tüm maddelerine uygun olarak bir yakınlık kurmak işe yaracaktır.
Takımınızda çok statü peşinde koşan kişini aynı takımda ve ortamda olmasını engelleyebilirsiniz.
B-elirsizlik:
Psikolojik anlamda ‘zaman’ kavramı var mıdır? Zaman doğal olarak günlük hayatımızda kullandığınız mekanik saattir. Ancak psikolojik olarak geçmiş geçmiştir, gelecek de yoktur. Sadece ‘Şimdi’ vardır. Gelecek zaman hiç bir zaman gelmez. Gelecek, ileride yaşama ihtimaliniz olan ‘Şimdi’ olasılıklarıdır.
Zihin ileride başına gelebilicek olan olay veya durumlar hakkında kurgular uydurarak sizi endişeye sevkeder ve doğal olarak guvenlik ihtiyacı duyar.
Belirsizliği, değişimi hiç sevmez, bu da gelişimin önündeki en büyük engeldir. Endişe duyulan olayların %1’i bile gerçekleşmez, ve dönüp son 10 senenize baktığınızda başına gelenleri ne kadarını tahmin etmiş olduğunuza bir bakım?
Planınız olabilir, ancak plana tamamen bağlı kalmamak, varsayımlarda bulunmamak gerekir.
O-tonomi:
Bir iş konusunda kontrolü kaybetmek korkusu yapar. Böyle kişilere yardım etmek bile zor olabilir. Kendi yaptıkları işe o kadar sarılmışlardır ki, sanki onunla varolurlar. Uç seviyede olmasa bile bir işin ucundan tutmak ister zihin.
Bu sebepte işte bir takım oyunu olduğunda her bireyin az da olsa iş bir kısmında sorumlu olması, zihni rahatlatacaktır. Bu küçük ilerlemeler bireysel kutlama ve ödüller ile desteklenebilir. Bu arkadaş çevresinde ve aile içinde de kullanılabilir bir taktiktir. Bugün büyük toplumlarda, bireylerin oy verme şansı olmasına rağmen, işleyişle ilgili hiç otomomileri yoktur. Her türlü işleyişde bireylerin bölgesel bile olsa karar aşamasına dahil edilebilir mi?
T-akım:
Zihin, yanlızlıktan korkar. Aşırı uçlardan uzak durmaya çalışır, genellikle ilk ve son olmak istemez. Genellikle de bir takımın parçası olmak zihni guvende hissettirir. Bu taraftarlığın da en temel sebeplerinden biri; hiç futboldan anlamayan, kendisi o sporu yapmamış, maddi ve manevi br çıkarı olmayan bir kişi taraftar olabiliyor.
Aile içinde, arkadaş çevresinde veya işte bu durumun farkınd olmakta fayda var. Gereksiz fanatik taraftarlığı bir yana bırakırsak, ilişkilerin sağlıklı olabilemesi için çok abartmadan bir takım, arkadaşlık veya aile ruhu çok faydalı olacaktır.
Hiçbir zihin dışarıda kalmaz istemez.
A-dalet:
Çok ilginç bir konudur adalet. Hepimizin kendimize göre bir adalet duygusu ve anlayışı vardır. Hemen ‘olmaz böyle adalet’ deriz ve veririz tepkimizi. Adalet var mıdır? Varsa tek midir? Göreceli midir? Zamana bağımlı mıdır? Peki ya, kültüre, cinsiyete, yaşa?
Bazı kültürlerde halen insan yemek normal sayılabiliyor, geçmiş zamanlarda kölelik çok normalken, bugün toplumların devam adalet konusunda bölündüğünü görüyoruz.
Adalet konusunun kendi ilişkilerimizdeki en ilginç kaynağı ‘karşılaştırmak’tan gelir. Onun maaşı daha fazla, o daha çabuk terfi aldı, onun kıyafetleri daha çok vs…
Sonuç olarak, ne yapmalı? Bu konuda farkındalık seviyesini artırabilir misiniz? Yine zihin başkasından gelen bilgi, öneri ve tavsiyeleri tehdit olarak algılayacaktır. Yani bunun için kendinizi yormayın; hazır olan öğrenci öğretmenini bulacaktır.
Yapabileceğiniz, tüm SBATO maddelerini aklinizda tutup, zihni sakinleştirmek ve verimli bir ilişki, toplantı, iletişim elde etmektir.
Tüm olacakları, beklenenleri, iş tanımlarını önceden açıklayarak belirsizliği azaltırken, statü ve otonomi konusunda da bilgilendirme yapmış olursunuz. Ekibin amacını, işleyişini ve sonunda verilecek ödül, terfi gibi konuları açıkça belirtirseniz, takım ve adalet konularında zihinler sakinleşir.
En sonunda, kullanılacak ‘zihin’ işin kendisine odaklanabilecektir.





“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”