Bir zihnimiz ve dolayısıyla bir beynimiz var. Doğru mu? Yanlış mı?
Son araştırmalara göre karar vermemizi sağlayan sadece tek bir beynimiz yok. İngilizce’de “Gut Feeling” denilen bir deyim vardır. Karnınızı gösterip sezgilerinize güvenmeniz ve onu dinlemeniz önerilir. Sanki karnınızda ikinci bir beyniniz vardır! Belki de bu sesi dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Nasıl?
Diyelim ki tecrübelerinizden bunu yapıyorsunuz, bunun nasıl olduğunun bir açıklaması var mı? Öncelikle beynin ve midenin maddelerinin kökeni aynıdır ve benzer karakteristik özellikleri vardır; özellikle de sinir hücrelerine sahiptirler. Gelişim sırasında farklı bölgelerdeki bu hücreler, beyin, merkezi sinir sistemi, mide ve enterik sinir sistemi olarak ayrılır ve farklılaşırlar. Vucütta Vagus Nerve bu sinir sistemini hayat için birbirine bağlar. Bu bağ sayesinde hem beyin hem de mide, hormonları ve transmitterleri paylaşırlar.
Tüm Bu Sistem Nasıl Çalışıyor?
ENS (Enterik Sinir Sistemi) sayesinde tehlikeli bir durumu sezinleyebiliriz. Doğal olarak mide beyne sinyal yollar. İkinci Beyin kitabının yazarı Dr. Michael Gershon, sezgilerin bilinci yoktur, sadece vardır der. Burada bahsedilen bilinç zihin düzeyindeki bilinçtir.
Sonuç
Bu durumu ispatlamak için yapılan şöyle bir araştırma var. Araştırmacılar 18 – 55 yaş arası 36 kadını üç ayrı gruba ayırmışlar.
İlk gruba probiyotikli yoğurt ikram edilmiş. İkinci grup sadece yoğurt almış. Üçüncü gruba ise hiç bir şey verilmemiş… Son grubu kontrol grubu olarak tutmuşlar. Dört haftanın sonunda probiyotik yoğurt ile beslenen grubun zihinsel olarak daha istikrarlı olduğunu gözlemlemişler. Stresli durumlarda bu grup durumu daha iyi değerlendirmiş ve daha sakin bir şekilde probleme bir çözüm bulmuşlar. Araştırma ekibini başı Kirsten Tillsch’in çıkardığı sonuç şöyle olmuş:
“Mide ve çeperini kontrol ettiğimiz zaman, beyne olan kontrolümüz de artıyor.”
Bu çalışmadan sonra bir şey çok bariz. Yediklerimiz, beynimizi ve davranışlarımızı etkiliyor. Aslında önemli olan sadece sağlıklı ve doğla beslenmek değil, midenin zaten hali hazırda bir tercihinin olması. Bedenimizi dinlediğimizde gerçekten ne ve ne kadar yemeğe ihtiyacımız olduğunu görebiliriz.
Asıl zihnimiz olan beyin ile, ikinci zihin denilen midemizin arasındaki bağ bilimsel bir gerçek ve artık bilim adamları bu gizemi daha fazla anlamaya başlıyor. Eğer beynimizin bizi tamamen kontrol ettiği gibi bir anlayışımız varsa yanılıyoruz demektir. Belki bu keşifler bizi zihin ve beden arasındaki ayrımcı bakış açısından daha bütüncül bir anlayışa sahip olabiliriz.
Asıl önemli olan soru şu; bu beyin ve beyinleri etkilerini gözlemleyen ve bunun farkında olan kim?



“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”