Gezegenimizdeki en ilginç hayvanlardan bir tanesi bir çeşit su canlısı; deniz üzümü (sea squirt)… Bu canlı belli bir olgunluğa gelene kadar hareket ediyor ve her hareket eden canlı gibi basit de olsa beyin diyebileceğimiz bir sinir sistemine sahip. Belli bir boyuttan sonraki hayatını bir kayanın üzerine yapışarak sabit bir şekilde yaşar. İlginç olan bu hayvanın kayaya yapışması ve sabştlenmesi bittikten sonra kendi beynini yemesidir. Hareket etmeyeceği için beynine ihtiyacı kalmaz.
Bu havyan bize neden beynimiz bir çok bölümünün denge ve hareket üzerine çalıştığını gösteriyor gibi. Bir önceki yazıda hareketli ve fiziksel oyunun beynimiz üzerindeki olumlu etkilerini görmüştük. Oyun, beyin, hareket, öğrenme hepsi birbiri ile bağlantılıdır. En gelişmiş beyne sahip olan insanoğlu, öğrenme ve büyüme süreci en uzun bebeklik ve çocukluk dönemini yaşayan canlıdır. Doğar doğmaz yürüyen bir çok hayvanın yanı sıra, bir bebeğin yürümesi neredeyse 12 ay sürer. Dört yaşına kadar beynin tüm evrimlerini geçiren bebek bu dönemde hiç bir canlının öğrenmediği kadar çok şey öğrenirken adaptasyon yeteneği de artmaktadır.
Hayat Boyu Oyun
Oyun hayatımızın tümüne yayılırsa, adaptasyon yeteneğimiz gelişir ve sosyal ortamlarda daha rahat kaynaşabiliriz. Sadece oyun oynamak yeterli midir? Çok içimizden gelmese de çocuklarımızla oyun oynamak işe yarar mı?
“Oyun, zihinsel bir durumdur, aktivitenin kendisi değil.”
Bazı kişiler koşuyu bile oyun haline getirirken, bazıları ise koşarken sanki bedeni ile kavga halindedir. Kendinizi geçmeyeceğiniz oyun veya sporun pek bir faydası olmaz. En verimli ve doyurucu oyun, yeniden yaratımın olduğu ve çocuk oyunlarının uzantısı gibi olan oyunlardır.
Oyun Kişilikleri
Oyuna bakış açısı, oynama tarzı, keyif alınan oyun tipleri kişiden kişiye değişir. Temelde sekiz ayrı oyuncu tipi vardır. Bazılarımız bunları birden fazlasına uyarız.
- Joker – doğaçlama palyaçolar
- Kinestetik – düşünmek için harekete ihtiyaç duyanlar; dans, yüzmek, yürümek…
- Yönetmenler – planlama ve uygulamadan hoşlanan liderler
- Koleksiyoncular – biriktirip saklayanlar
- Yaratıcılar – yapmaktan, yaratmaktan hoşlananlar
- Hikaye Anlatanlar – hayal gücü yüksek olanlar
Bir gruptaki insanların oyun kişiliklerini bilmeniz iyi bir ekip oluşmak için kilittir. Yapılması gereken işin tanımına göre uygun bir kombinasyon yaratılabilirsiniz.
Öğrenme ve Hafıza
Oyun, öğrenmeyi güçlendirdiği gibi, öğrenilen şeyin akılda kalmasını da sağlıyor. Olumlu duygular yaratan oyun Limbik Sistemin hafızayı güçlendirmesine sebep oluyor. Einstein ve Syracuse Üniversitesinin yaptığı araştırma sonucuna göre yapboz oynayanlar, okuma akışkanlığına sahip olanlar ve zihinsel aktiveler yapanlar Alzaymır riskini %63 oranında azaltıyorlar.
Oyunun kıymetini bilen öğretmenler derslerine oyun ve mizah katarak çocukların ilgilerini konuya vermelerini sağlıyor. Oyun faktörü aynı zamanda çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerine yarıyor.
Koçluk seansında kullanılabilecek en iyi uygulamalar biri de, 5, 10 veya 20 sene sonraki halinizi hayal ettirmek. Onun neden mutlu olduğu, neler yaptığını hayal ettirip o roller sokmak etkili bir hedef çalışması yapmada yardımcı olacaktır.
Oyun olarak spor ise takım olarak öğrenmenin ve paylaşılan ortak bir hedefe doğru beraberce adım atmanın yolunu açacaktır.
Oyunun Tersi
Oyunun tersi nedir? İş mi? Çok çalışmak mı? Kesinlikle değil. Oyunun tersi olsa olsa durağlık, keyif almadan her gün aynı şeyi yapmak olabilir… İş ortamını ve oyunu dengeli kurarsanız ve içine de biraz mizah katabilirseniz iş hayatının zorlukları ile daha rahat başa çıkarsınız. Reaksiyon göstermek yerine daha proaktif bir yaklaşıma hazır hale gelirsiniz.
“Problemin kendisi asıl mesele değildir; asıl mesele probleme nasıl tepki verdiğinizdir.”
Oyun vasıtasıyla problemden biraz uzaklaşmak, bize kuş bakışı bir açı verir. Takım arkadaşları da suçlanacak kişiler olmaktan çıkar ve oyun arkadaşları gibi oluruz onlarla; çözümü hep beraber ararız.
Oyun Keşiflerin Annesidir
Bu söz Play kitabının yazarı Stuart Brown’a ait. Genellikle yatarıcı bir şeyler çıksın ortaya diye yapılan beyin fırtınalarını bilirsiniz. Çoğu normal toplantılarda farklı geçmez. Hele bir de herkesin bilgisayarı önünde açıksa… Beyin fırtınalarının önündeki en büyük engellerden bir kaçı statü, eleştirilme kaygısı ve otomatik düşünce kalıplarıdır. Oyun bu engellerin hepsinin kırılmasında fayda sağlar.
“Unutmayın, yeni fikirler her zaman düzeni bozar.”
Sürüngen beynimiz değişikliği hiç sevmez. Bireysel durumlarda da değişime direnç vardır. Dışarıda yaşanan direnç bu sefer kişinin zihninde gerçekleşir. Bir nevi sezgiler beyne karşı savaşır. Bu sebeple kendimiz, devamlı eleştrime eğiliminde oluruz. Bu çoğu insanın içinde olduğu dualistik düşünce biçiminin bir sonucudur.
Ustalık gerektiren bir işle uğraşıyorsak, o işte gerçekten usta olmak için harcayacağımız süreyi doldururken oyun ve eğlenceye ihtiyaç duyarız. Yoksa ustalaşmak hiç kolay olmaz.
Oyun Oynamak
Oyun oynamayı unuttunuz mu yoksa? Paslandığınızı mı düşüyorsunuz? Biraz hareket edin ve gülümseyin, yeter. Evcil hayvanlar ve çocuklar da size yardımcı olabilirler.
Son olarak, oyunla ne anlatılmak istediğini bir önceki yazıya bakarak hatırlayın. Video oyunları, cep telefonları ve internetteki çoğu oyun, fiziksel olarak oynanan, eğlenceli, yaratıcı ve kimisi sosyal oyunların yerini tutmaz…
Unutmayın, dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir…


“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”