“Albeni; bahanesi çooook” diye müthiş bir slogan vardı… Bu reklam kampanyası çok tutmuştu. Başarının arkasında yatan en önemli faktörlerden birisi bilincaltinın anlamsız da olsa her hareketin ardında bir sebep araması…
Neuro Marketing uzmanı Roger Dooley’in sayfasında paylaştığı Ellen Langer’in gerçekleştirdiği basit deneye bakalım.
Yoğun bir şekilde fotokopi çeken kişilerin yanına gidiyorsunuz, sadece beş sayfa fotokopi çekeceksiniz. İzin istemek için iki teknik uyguluyorsunuz:
A) “Pardon, sadece beş sayfam var, fotokopi makinasını kullanabilir miyim?”
B) “Pardon, fotokopi makinasını kullanabilir miyim? Çünkü bunların kopyasını almam gerekiyor.”
İlk seçenekte bir bahane yok, ikincisinde ise sebep derinlemesine verilmese de bir zorunluluk, bir aciliyet hissediliyor.
İşte sonuçlar; ilk seçenekte %60 olumlu yanıt alınmış.
İkinci “çünkü”lü cümle ile bu oran %93’e fırlamış.
Bu ortalamanın %50’den fazla arttığını gösteriyor.
Sebep göstermenin yanı sıra, bu deneyde etkili olan diğer bir faktör ise zihnimizin acil durumlarda hızlı harekete geçmesi. Sürüngen beynimizin çok hızlı karar alır ve bizi canlı tutmaya çalışır. Cümledeki ‘çünkü’ düşük düzeyde bile olsa bir aciliyet içeriyor. Evrimimizin ilk zamanlarımda beynin hızlı hareket etmesi bizi hayatta tutar. Acil durumlarda insanlar neredeyse düşünmeden, yapılması gerekeni yaparlar. Bazen nasıl yaptıklarını bile bilmezler.
“Çünkü Etkisi” her durumda geçerli mi?
Diyebilirsiniz ki, fotokopi çektirmek çok önemli değil… Daha önemli durumlarda da aynı sonucu alır mıyız? Bunu deneyebilirsiniz!
Ancak, bu deneyden çıkacak sonuç; bilincaltinın bir sebep karşından daha duyarlı olması, konu daha önemliyse, sebebin de etkili olması için daha derin ve anlamlı olmasını bekleyebilirsiniz.
Bir bahane verin, insanlar peşinizden gelsin…



“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”