NEUROMARKETING

2 Yorum
21 Ocak 2014
Kategori Nörobilim, Sağlık
Etiketler ,
Paylaş

Bedeninizin kilosundan memnun musunuz?

Bunun için neler yaptınız? Diyet, spor, irade?..

Kaçında bu denemelerin sonucunda sürekli olarak başarı sağladınız?

Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar mı beklediniz?

Tüm bunlar olurken, çevrenizde sinirinize dokunan kişiler oldu mu? Dilediği zaman yemek yiyen, ne yediğine bakmayan ve bir o kadar sağlıklı ve enerjik insanlar?
Bir tarafta “Ne yesem kilo almayanlar”, bir tarafta “Suyu bile en değerli besin kaynağına çevirenler”…

Kuantum ve daha bir çok öğreti ve yazar bize ne düşünürsek başımıza onun geleceği söylüyor. Bilim bize herşeyin enerji olduğunu ve bu sebeple bir etkileşim ve çekimden bahsediyorlar.

Peki, tüm bunların kilolarımızla ne ilgisi olabilir?

Beynimiz, sorumlu olabilir mi?

Tipik bir şekilde genç kızlığında kilolarını dert etmeye başlayan Nörobilimci Sandra Aamodt bu konuyu araştırmış.
İşte sonuç:

“Her canım istediğinde yemek yedim ve yaklaşık 5 kilo verdim!”

 

Aamodt’un TED’deki konuşmasında da belirttiği gibi beynimizde kilomuzu kontrol eden ‘Hypothalamus’ adlı bir bölge var. Bu bölge bizim hayatta guvenle kalmamız için gereken bir seviyeyi ‘referans’ olarak alıyor ve bir termostat gibi geretiğinde kilo alma, gerektiğinde kilo vermek gibi bir vazifeye hizmet ediyor.

İnsanın evrim tarihine bakıldığında ise, ‘kıtlık’ çok uzun süreden beri bir tehlike iken, ‘obezite’ yakın zaman sorunlarımız listesinde kendine yer bulmaya başlamış.

Bu sebeple, referans noktasında, biz belli bir süre fazla kiloda kalınca bir yükselme oluyor. Yani zihin 65kiloyu normal görürken, artık 70 kiloyu normal görmeye başlıyor.

Özellikle diyet, zorlayarak çok az yemek, kıtlık alarmı verdiği çin beynimiz hızla tekrar yemek yeme dürtüsü ile ‘kıtlıktan çıkmış gibi’ yememize ve belki eski sınırı aşmamıza sebep oluyor.

Aamodt’un konuşmasından ilginç bir veri:
Diet ile kilo verenlerin %90’ı verdikleri kiloları geri alıyor, ve daha vahimi bu kişilerin yarıya yakını eski kilolarından da fazla şişmanlıyorlar.

 

Sezgisel olarak yemek yiyenler daha mutlu daha sağlıklı oldukları gibi diet, spor gibi devamlı kontrollü yemek yiyenlere göre reklamlar veya aşırı yemek dürtüsünden daha az etkileniyorlar.
Yemek konusunda hassas olmadıkları için dış faktörler onların yarasına parmak basmıyor.

Aamodt çözümü, sezgisel yemek olan ‘Bilinçli Yemekte (Mindful Eating)’ bulmuş.
Bu, tüm yediklerinize, uyku saatinize dikkat etmek ya da bedeninizin yağ, kolestrol, kan değeri gibi gereksiz bilgilere sahip olmak demek değil.

Farkında olarak yemek, bedeninizi dinleyerek, çabalamadan, direnç göstermeden yemek…

Aç Hissettiğinizde Yiyin

Size ne iyi geliyorsa öyle yapın. Yapabiliyorsanız bedeninize sorun. Ne yemek istersin. Aklınıza bir cevap gelirse, dikkat edin; kuş gibi hafif mi hissediyorsunuz yoksa ağır mı? Ağır hissediyorsanız başka bir şey yiyin.

Doyduğunuzun Farkına Varın

Genellikle açlık hissi çok kuvvetlidir ve bizler yemeğe saldırırız. Midemizin ortalama büyüklüğü 900ml, buna içtiğimiz bir bardak suyu da dahil ederseniz her öğün avucumuzun için kadar yemek yememiz gerektiği ortaya çıkar.

Yediğimiz yemekleri öğütebilmek için besinlerden aldığımız enerjinin %60 ila %90’ını kullanırız. Bu da aslında fazla yemek yemenin verimsizliğini ve boşuna olduğunu ortaya koyuyor.

Dikkat Dağıtıcıların Farkında Olun

Hiç çocuklarına oyun oynarken yemek yediren anneler gördünüz mü? Çocuk ne yediğinin farkında olmadığından yemeğe devam eder. Çocukluk döneminde de çok yedirmeyi meslek haline getirmek, gençlik dönemlerinde kiloları konusunda baskı kurmak onlara yük olacak temel inançlardır.

Yavaş Yemek Yiyin

Tat alma zihinsel bir işlemdir. Eğer yediğinize odaklanırsanız, hem lezzet hem keyif alırsınız ve doyduğunuzu hissedersiniz. Bir çikolatayı ağzınızda eriterek yavaş yavaş yemeyi deneyin, kahveyi koklayarak yudum yudum içtiğinizi hayal edin.

İnanmadınız mı? Sorun değil, inanırsanız işe yarar gibi bir şart yok. Aynı şeyleri yapmaktansa yeni bir şeyler denemeye hazır mısınız?

“Zihinsel Zayıflamak mı?” için 2 yanıt

  1. Güngör Boztepe dedi ki:

    En kestirme prensip, ( yediğinin yarısı, yaptığın hareketin iki misli ) gibi düşünüp tatbik edebilirsek , insan yavaş yavaş kilo verdiğini görüyor.

  2. Güngör Boztepe dedi ki:

    Tembellikten hareketin iki mislini yapamıyabiliriz belki ama , açlığımızı su ile bastırıp , yediğimizin yarısı ile kilo vermeyi başarabiliriz her halde…..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hakkında

“BEYNİNİ OKUYAN ADAM”

Deniz Öztaş; TED Ankara Koleji, ODTÜ Makine ve ODTÜ İşletme Yüksek Lisansı ile 18 senelik eğitim hayatında öğrendiklerini 2006 sonrasında unutma sürecine girip, yeniden öğrenmeyi seçti, yeniden bir yolculuğa başladı...

Devamı...

NeuroMarketing Business Association Resmi İş Ortağı

neuromarketing business association

Takip Et

Popüler Yazılar

  • Zihnimizde Kaç Kişi Var?

      Şu ana kadar beyni üç ana kısımda inceledik; eski beyin (sürüngen), orta beyin (memeli) ve yeni beyin (mantık)… Eski beyin, sürüngen beynimiz ve en ilkel olmasına rağmen büyük patron olan ve kendini guvende hissetmediği zaman kontrolü başka kimseyen bırakmayan kısım. Orta beyin ise duygusal olan memeliler ile benzeşen kısım. Yeni beyin ise özellikle hiç bir canlıda bu kadar gelişmemiş... Devamı »

  • İlk Müşteriniz Çalışanınız

    Ürününüz ne olursa olsun, son kullanıcıya ulaşana kadar bir çok çalışanız ve sizin için satış yapan bir firmanın elinden geçer ürün. Tüm bu yolculuk boyunca emek sarf eden insanların sizin ürününüzü satmaları için iyi bir neden’leri olması gerekir. Sadece para kısa dönemli ve kalıcı olmayan bir faktördür. Daha iyi bir maaş, daha ucuz bir ürün her şeyi bir anda alt... Devamı »

  • Kabile Çağı Geri Geldi

    İnsan zihni, acıdan kaçınırken, ödülleri maksimize etmek ister. Bu, hayatta kalmak için gereklidir. İnsanlık tarihine baktığımızda kıtlık ön plandadır. Tehlike çoktur ve kaynak genellikle azdır veya fazlaca çaba ister. İnsan avlanmak zorundadır. Avlanırken ve korunurken kabile halinde yaşamak genlerine işlemiştir. Tarım hayatına geçerek yerleşmeye ve çoğalmaya başlayan insanlar için ilk büyük devrim, seri imalat devrimidir. Kıtlığa karşı, ilk defa seri... Devamı »

  • Bilinçaltı ve Müşteriyi Okumak

    Zihinsel Pazarlamanın işi beyinle, dolayısıyla zihinle… Zihni ise bilinçli ve bilinçsiz, daha doğrusu bilinç ve bilinçaltı oluşturuyor. Bilinçaltı ismi ile Google ‘görsel’ olarak araştırdığınızda karşınıza ürpertici görseller çıkabiliyor. Bunun en temel sebebi anlamadığımız, elde tutamadığımız kavramlardan genellikle korkuyor olmamız. Psikolog Scott Peck’in tabiri ile zihnimizi toplam bir daire oluşturursa, bilinçaltı bu dairenin %95 veya biraz daha fazlasını temsil etmektedir. Eğer... Devamı »

  • Dikkat Dağınıklığı ve Dürtüler mi? Prefrontal Korteks!

    Zihnimiz… Biz mi onu kullanıyoruz, o mu bizi? Amacı bizi hayatta tutmak, bu sebeple asgari düzeyde enerj harcayarak bizi hayatta tutacak ve türümüzü devam ettirecek kararlarımızı otomatik olarak bilinçaltından veriyor… Biz farkında değilsek onun kararları doğrultusunda yaşıyoruz hayatımızı. Özgür iradenin olmadığını sorgulayan birçok kişinin düştüğü tuzak zihnin gözlemleyebildiğimizin farkında olmamak. Gözlemleyebiliyoruz, gözlemliyorsak ondan farklı bir şeyizdir. Onun davranışlarını izler ve... Devamı »